Saygıdeğer Devlet Okurları
Milletler, yalnızca yaşadıkları çağın şartlarıyla değil; ge
çmişten devraldıkları kültürel mirası geleceğe taşıyabilme kudretleriyle ayakta kalırlar. Tarih boyunca büyük devletler kuran Türk milleti de siyasi varlığını sadece askerî başarılarla değil; töresiyle, harsıyla, diliyle, inancıyla ve millî şuuruyla muhafaza etmiş, her dönemde yeniden inşa etmeyi başardığı güçlü kültür temeli sayesinde varlığını devam ettirmiştir.
Bugün dünya, siyasi sınırların ötesinde kültürel sınırların zorlandığı yeni bir dönemden geçmektedir. Küreselleşme adı al tında milletlerin hafızasını silikleştirmeyi hedefleyen yaklaşımlar karşısında millî kimliği koruyabilmenin yolu, kendi medeniyet değerlerini doğru anlamaktan ve gelecek nesillere sağlam bir şekilde aktarabilmekten geçmektedir. Çünkü kültürünü kaybeden milletlerin bağımsızlıklarını uzun süre muhafaza etmeleri mümkün değildir.
Devlet Dergisi, kurulduğu günden bu yana yalnızca fikir üreten bir yayın organı olmanın öte sinde, Türk milliyetçiliğinin ilim, fikir ve kültür zemininde gelişmesine katkı sunmayı amaçlayan önemli bir mektep olmuştur. Dergimiz, günübirlik tartışmaların ötesine geçerek devlet aklını, tarih şuurunu ve millî kültür anlayışını esas alan yayın çizgisini kararlılıkla sürdürmektedir.
Bu sayımızda dosya konusu olarak ele aldığımız Türk Harsı, Türk milletinin binlerce yıllık medeniyet yürüyüşünün özünü teşkil eden temel kav ramlardan biridir. Ziya Gökalp’in sistemleştirdiği hars anlayışı; dili, tarihi, ahlakı, sanatı, örfü, töresi ve müşterek vicdanı kapsayan geniş bir medeniyet tasavvurunu ifade etmektedir. Bu bakımdan hars, yalnızca geçmişe ait bir miras değil; geleceği inşa edecek en güçlü millî sermayedir.
Dosyamızda yer alan kıymetli akademisyenlerimiz ve araştırmacılarımız; Türk tarih bilincinden devlet geleneğine, Ülkü Ocaklarının kültürel misyonundan eğitim politikalarına, küreselleşmenin etkilerinden Türk Dünyası vizyonuna kadar geniş bir perspektif ortaya koymaktadır. Böylece okuyucularımıza hem teorik hem de güncel gelişmeleri birlikte değerlendirebilecek zengin bir fikir zemini sunulmaktadır.
Hiç şüphesiz kültür; yalnızca geçmişin korunması değil, geleceğin de şekillendirilmesidir. Millî kültürünü yaşatan toplumlar değişen dünyanın şartlarına uyum sağlayabilir; ancak kendi kimliklerinden taviz vermezler. Türk milliyetçiliğinin temel hedeflerinden biri de çağın gereklerini yerine getirirken millî şahsiyetimizi muhafaza ede bilmektir.
İçinden geçtiğimiz dönem, devletlerin yalnızca ekonomik ve askerî güçleriyle değil; kültürel dirençleriyle de değerlendirildiği bir dönemdir. Türkiye Cumhuriyeti, köklü devlet geleneği, güçlü tarih şuuru ve zengin kültür mirasıyla bu süreçte yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de söz sahibi olabilecek bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin korunması ise ortak millî hafızamızın diri tutulmasına bağlıdır.
Bu vesileyle, dergimize ilmî çalışmalarıyla katkı sunan bütün akademisyenlerimize, araştırmacılarımıza ve yazarlarımıza teşekkür ediyorum. Farklı bakış açılarını ortak bir millî ülkü etrafında buluş turan bu çalışmaların, Türk fikir hayatına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, hazırladığımız bu sayının başta gençlerimiz olmak üzere bütün okuyucularımıza faydalı olmasını diliyor; Türk milletinin birlik ve beraberliğinin daim olmasını, devletimizin ilelebet payidar kalmasını Cenabıallah’tan niyaz ediyor, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Esen kalınız efendim…
Prof. Dr. E. Semih YALÇIN
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve MHP İstanbul Milletvekili